
KULLUĞUMUZUN SIRRI VE EŞYANIN HAKİKATİ
Temmuz 7, 2008
Yaratılmışların en şereflisi olan insan, kendini şerefli kılan özelliklerin mahiyetini kavramadıkça kendine yüklenmiş emanetin de değerini bilemeyecek, onu asli yerine tevdi(teslim)etmede başarısızlığa uğrayacaktır.
Müslüman olan bizler hayatın sırrını yakalama,eşyanın hakikatini kavrama işaretini de üzerimize almış insanlarız.Ancak bu işareti bulur bulmaz kaybetmek de mümkündür. Bu nimet üzere müstakim kalabilmek,nimetin verilmiş ikinci nimetle (akıl) çok iyi idrak edilmesine bağlıdır. Hayatta hiçbir şeyden korkmamalı sadece her şeyi anlamaya çalışmalıyız.Hayatımızın değeri bize mal olduğu çabalara eşittir. Hakikati idrak eden Müslüman görevini düşünür,çıkarın değil.Hakikati idrak eden Müslüman sorunların çözümünde görev alandır ,sorunun bir parçası değil.O hep zora taliptir .İlk adıma adaydır ve bilir ki, her zaman ilk adım en zordur.Yalnız yaptıklarını değil,yapması gerekirken yapmadıklarının hesabını da düşünür.Sevinçleri paylaştığı kadar acıları da paylaşır.Paslanmaktansa yıpranmayı göze alır.Sadece kendine bakar, sırat-ı müstakim üzere olduktan sonra sapanların ona zarar veremeyeceğini bilir .(maide105)Sorumluluk hissi ile kulluk sınırında dolaşır.Salih amelleri ile emanetin değerini kavrar.Bilir ki hayırlı işlerin temelinde sorumlu çabaların koordinasyonu yatar.Ve yine bilir ki;o gün sorulacakları ,bu gün sorumlu olduklarıdır.