‘EDEBİYAT/SÖZE DAİR….’ Kategorisi için Arşiv

h1

İZDÜŞÜMLER

Kasım 21, 2008

 

Hiçbir şey anlamını yitirmesin hocam.Masum olabilsek.Bir çocuk olabilsek.Dön yuvana dön.Bulutlara bakıyorum, beyazlığı bürüyor gözlerimi.Yağmurlar düşüyor, toprak kokusunu açıyor.Yineliyorum:Bir  ‘hin’lik yapmasak hocam.Gülmeliyiz hocam.Bir çocuğun yüzünde parlıyor güneş ve selam veriliyor bütün insanlığa.Bir çocuğun gözlerinde seyrediyor şafak.Bir çocuğun gözlerinden okunuyor insan.Bir çocuğun  benimle aynı safta alnını secdeye koyup mırıldanmasına, ellerini açıp dua etmesine özeniyor kalbim.Aynada kendimi görebiliyorum.Sevemez miyiz insanları. Konuşmalarım ağzımda şişip duruyor.büyütmüyor kalbimi

h1

Aslın Usulü

Ekim 3, 2008

 

 

                   M.  Teke’ye

 

Dikenler üstümüzde

Kavrayışlar keskin değil

Hikmet nerede

Biz neredeyiz

İpin ucu kopacak gibi

Biz ip miyiz ?

Önümde sadece karmaşık bir labirent

Hava şimşekli, soğuk

Üşüyorum

Nasıl ısınırım bilemiyorum

Zaten kendimde başka bir vadideyim

 

Ahh YOL

Sensiz olmaz biliyorum

Sensiz yürünmez biliyorum

Kafam köşelere ayrılmış

Her köşesinde ayağım çıkıyor

Kahroluyorum

 

Uzun soluklar alınmalı artık.vakitlerse şehadete  ayarlanmalı.Toprak çatlıyor, tohum filizleniyor,insanların damarlarına aşk yürüyor

 

Acemilik ne zor değil mi?

Kırın putları kırın

PUTU’da kıracaksınız elbette bir gün

 

 

Seyre dalmış olanlar

İşte alçak olanlar

 

Ne kaldı bizde;yalnızca şaşkınlık

h1

-YOL GÖSTEREN BİR USTA VE SÜREN YÜRÜYÜŞ-

Temmuz 22, 2008

   

                                                ‘usta’ sana

Gel artık,bitsin bu hasret usta

Kavuşalım birbirmize sevdamızla

Ayrılıklara,ayrımlara meydan oku gel

Gel ve sahiplen, kuşat bizi usta

Düş önümüze çağır bizi

Seninle gelmeye hazırız bil

Gel ve göster usta

Ana yolun ara yollarını

Yol’a sensiz nasıl çıkarız

Yol ince ve uzun biliriz.yine bilirizki

Bizde uzun yolun,ince yolcularıyız

Ne kadar uzun sürerse sürsün hiç farketmez

Biz yine seninle yürürüz

Gel usta !

Bekliyoruz yolun bir kavşağında seni

Sırtımızdaki yük çok ağır biliriz

Ama taşımasakta olmaz biliriz

Gel ve susma artık usta

Seni dinliyoruz yüreğimizin kulağından

Pas tutmadı kulaklarımız seni duyamayacak kadar

Sen yeter ki susma

Gel artık bu kavşakta bekletip durma bizi

Beklemek çok zor ve ağır

Gel ve bu kavşaktaki lambaların

Işığını yak

Ki, görünsün yol,mesafe, gece,ve sabah

Gel usta elimizi elinin,

Yüreğimizi yüreğinin üzerine koyduk

Şahdamarımıza sadık kalacağız

Ve sana biat ediyoruz usta 

h1

ÇIKIŞ BİLDİRİSİ

Temmuz 22, 2008

İnsan’la beraber çıkacağız bu kararmış Çağın

asfaltlı Yollarına…

 

İnsan’ı kurtaracağız:Aşağılardan:Çıkaracağız Aydınlığın yüzüne:Çekerek :İNSAN’ı bu kuyu’dan.

 

Bağlanıyoruz:İNSAN’a:Çözülmez O, Kutsal İP’le:Emeği kutsal bilerek:İsraf etmeden:İnsan’la konuşarak:İnsan’a tercih yaptırarak:Bilincimizi satmayarak:Tüccarlıktan uzak durarak:Sorumlulukla:Alçak gönüllülükle:Allah’a teşekkür ederek:Bağlanmışlar olarak:YÜRÜYECEĞİZ İNSAN’a DOĞRU….

 

  İnsan GÜNEŞ’i elleriyle taşıyacaktır Çağ’a

h1

FURKAN’ın YERİ

Temmuz 22, 2008

 

Furkan’ın yeri ıpıssız.Perdeleri çekik, lambaları sönmüş.Yolları topraklanmış.Kapısı kilitli.İçeride yalnız kendi başına kaldı

         “AŞK”

 

Aşk beklemeye durdu

Yalnız kendi başına

Soğuk bir sessizlik

Belki de sıcaklık dolu

Bu ateşe kim atacak kendini

Hangi –İBRAHİM-

Aşk’la alevlenmeye, ısınmaya, parlamaya gönüllü

Gönül nerede?

-İBRAHİM- neredesin?

Aşk seni bekler

At kendini koynuna ateşin

Ve tebessümler belirsin yanaklarında

Güller açsın bahçende

Koksun buram buram insanlığa

-İBRAHİM- bekleme

Sönmeden ateş

At kendini koynuna ateşin, yan alevlenen göklere doğru…

 

İBRAHİM/Ateş/Bahçe

İBRAHİM/Aşk/Gül

 

h1

YÜRÜYÜŞ…

Temmuz 22, 2008

 

Koyulmuşlar yola ,

kentin o labirent dolu sokaklarına, ışıklı lambalarına aldırmayıp koyulmuşlar yola.

Yürüyorlar elleri birbirini tutmuş, yürekleri bağdaşmış,gözleri birbirinde erimiş.

Ve yürüyüş devam ediyor.Adımlarını atıyorlar; yürümesini yeni öğrenen daha dizlerini yeni doğrultmuş bir çocuk gibi.

Yürüyorlar aynı hizadalar.Gecenin soğuğu onlara çarpmak istercesine  vuruyor yüzlerine .Binalar onlara üzerlerine çökecekmiş gibi pencerelerinden bakıyor..kentin o, buğulu boğuk sesleri  adeta bir çırpıda, bir sesle onların gırtlaklarına yapışmış boğmak istiyor.

Kent, onların üzerine hangi güzergahtan gelirse gelsin, onlar hiç aldırmıyorlar sadece önlerine bakarak, yürüyorlar…

Ve yürüyüş sürüyor,sürüyor çekinmeden karanlığın gecesine  doğru yürümekten. Gecenin karanlığının eteklerin de kentin insanlarının göremediği ışığın aydınlığını görerek

Sürüyor sürüyor yürüyüşleri..

                                                  Ve sürüyor yürüyüşleri………….

h1

sen, yarın ve umud

Temmuz 22, 2008

 

Senin için

yaşadığın an umudun olmalı.Sen bugünün kafesindesin.Onu

kırmalı,aşmalısın.Sen bugüne doğmalısın.Yarın sana doğmayabilir.Ama sen

yarınların sorumluluğunu taşımalısın umudunda.Eğer bugününü inşa

edersen yarınların umudunu kendinde barındırmış olacaksın.Öyleyse bugünden

sonra yarına ulaşabileceksin/yarından sonra bugüne değil.Bugün ile

yarın arasındaki o sıkı bağı unutma.Bugünü nasıl bağlarsan yarını öyle

çözeceksin.Bugünü nasıl bitirirsen ,bitirdiğin yerden başlayacaksın

yarına.Gecenin o soğuk kasvetli havası sabahı etkisi altında bırakır ve

sabah üşüyebilirsin.

 

 

“İnsana ancak çalıştığı kadarı

vardır.” Vahiy

h1

YİTİRİŞ

Temmuz 22, 2008

 

Yitirmeseydim yazar mıydım ?
Neyi nasıl yazardım?

 

Bu yazdıklarım yüreğinin en hassan odasının kapılarını kapatmayıp hala o kapıyı sonuna kadar aralamaya dikkat kesilenler için….

 

Bir rüzgar savruntusuyla yüreğimin en hassas bucağından esip gelmiş poyrazlar….

 

Yüzünün çizgilerinden okuyorum seni
Yüzün ise çizgilere bürünmüş
Kaldır yüzündeki örtüleri
Seni sen gibi göreyim gülüm

 

Düşünmenin sınırı nedir?
Sınır sadece düşünmekle kısır mıdır
Düşünen mi insandır
Yoksa insan mı düşünen midir

 

Düşüncelerimi eritmeliyim eylem içinde
Eylemi de bulmalıyım düşünce içinde

 

PRANGA VE ESİR

 

Duygularını ve eğilimlerini iyi bil ve onların esiri olma ki ayaklarına pranga vurmayasın.onları esir al ki sen kendin olup.özgür olabilesin.

Belki her şey çok basitti.Ama belki bu basitte en zordu.

 

BEKLEYİŞ

 

Eğer sen hep bekliyorsan bil ki bu bekleyiş bitmeyecek seni çıkmaz beklentilere sürükleyecek ve sen hep bekleyen olacaksın.bekleme salonu kadar insanlarla dolu başka bir salon görmedim düşüncelerimde ve yaşantımda.beklemek değil “yapmak” senin yaşaman.


IŞIK

 

Gözlerim çok parlak
Işığı göremiyorum
Işık beni benden aldı
Ben yine göremedim ışığı

 

CENNET VE YİTİK

 

Yitirdiğin cenneti
başka yitik cennetlerde aramaya koyulma

Yoksa hezayan içinde yüzerken bulursun
veya bulamazsın kendini

 

CANAVAR

 

İçinizdeki keşfettiğiniz
veya keşfedemediğiniz
Canavarı durdurun

 

ZULÜM VE BEN

 

Ben zulmün tarihçesini
Çiziyorum yüreğime anne
Vurulan hep
Benim yüreğim anne

h1

SÖZE DAİR…

Temmuz 22, 2008

Söz dilidir özün,özde olanın.Öz söze gelir,söz özü özler,özlem dile gelir sözlenir.Öze dair sözlü paylaşımlar…

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.