‘GÜNLÜK'TEN SAYFALAR’ Kategorisi için Arşiv

h1

12.

Kasım 21, 2008

 

 

Yazmak neyi çözecek? Niye yazıyorum

 

Mahrum kalmak ,Mahrum kılmak

 

Senin için zamanın akıp gidişinin ve mekanda olmanın ne önemi var

 

Gürültü hep saplanır benliğime  bir kurşun gibi hep yakar kanatır yüreğimi

 

Bana sevimli gelen dünyam

 

Derin soluklar arasından üflenen ruh

 

Duyum kirlenmesi

 

Vahyinden öte hangi söze ulaşabiliriz?

 

Paylaşmayı unuttuk gururla övünçle karıştırdık

 

Makine hayranları

 

Anlatmak için kelimelere ihtiyacımız var

Kavramak için ise hal üzere olmak gerekiyor

 

Bilinci uyutmak ı uyanık tutmak mı

 

Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur

 

Mekanı önemsemiyorum

Kişileri ve azmi önemsiyorum

 

Omuzlarda olan ne

Şehrin yükü mü

Şehrin yükü

 

Öğüd;ölçüdür

 

çağın insanı için umud:UYUŞMAKTIR

 

Dişi  sancılı

Çürüyor

 

Dört duvar bir taban bir tavan bir kapı

Biri var içerde

Kim o ?

Beeeeen

 

Hava serin. Yağmur toprağı bir de mayaladı mı ne güzelleşir ve kokar toprak ve hiçbir varlık TAŞKINLIK  çıkarmaz insan da başka bu evrensel orkestra ya

 

Selam :kucaklanandır, kucaklanır

 

Nerelisiniz? topraklıyım

Asıl vatanım benim toprak

Gidenlerin revaçta oldukları bir dünya

 

Çocuk X vicdan

 

Yüreğimi

Çekiyorum

 

Yitmeyen değer…

 

Vicdanlanmak:SIMSIKI

 

Çiceği özümseyen arı

 

Alın teri yağmurunun boşanıp  yağmadığı anlar

Ne çekilmez olur zaman

Ne bastırılmaz olur hararet

Yağmur:BEREKETTİR

Bereket:RAHMETTİR

 

 

Dilimin ırzını korumalıyım her yerde

En delici en yakıcı mızrakları kalbime hep dilim atar olmuş

Yazık .

İnsan.Sus.Dinle

 

Her taraftan ESENLİK

 

Özgünleşmek

 

Dünya MA geçiş

 

Öylesine bir fark ediş

 

Gözyaşları yıkamadıkça…

 

Vahşet soyundu:KOSAVA

 

İnsan’la el ele tutuşarak yürünecek yollar

 

Ön yargı:bir perde değil mi gözlerimizin önünde duran

Hem de GÜNEŞ PERDESİ

 

Sorunlar labirenti;Gençlik;bir sürü çıkmaz sokak, çıkış kapısı nerde;kendisi bile;kim gösterecek

 

Bir çok dengesizliğin kökeninde insanın derin İÇBOŞLUĞU yatmıyor mu?Aşırılığı sebebi de bu değil mi?

 

Benim DÜNYAM.

 

Aşkın titizlikle ve tutarlılıkla korunduğuna ve hayat bulduğuna güzel bir insanda şahit oluyorum.

 

Mektuplarım benim kalplerimdir

 

Önyargılarımız kutsarcasına yaklaştığımız şeyler değil mi?

 

İçim;fısıltılar dünyası.

 

Aynı kavramların altını çizmekten bıkmış gibi aklım ve kalbim.

Ne duygularıma güvenirim ne aklıma

 

Zamana sorumluluklarıma ve içimdeki ur’a yeniliyorum

 

Kalbimde kutuplar arası çatışma var

Sonuç:ölü bir beden

 

 

Bir insan olarak korkuyorum engellerden.farkındayım bunun .aslında engellerden değil de kaçmaktan korkuyorum.

 

Bu evrensel ailenin uyumlu bir üyesi olmak istiyorum.teslim olmak istiyorum bu evrensel aileye

 

Düşünce ve duygularımızı hakikat düzlemine taşımalıyız.hakikate göre ayarlamalıyız.

 

Oysa hakikat keskin bir kılıç olmalıydı aklımızda ve kalbimizde.bozuk düşünce ve duygularımızı kesmeliydi

 

Ayetlere uzak ,şiirlere yakın

 

Sorumlulukları GÜNEŞ’idir İNSAN’ın.

 

Doğrularımı yaşama noktasında hızımı kesen şeytanımdır

 

Sorumluluklarım bir ateş yalımımıdır taşıdığım

 

Müzik ve uyku tatmin etmiyor yine de vazgeçemediğim ikilidir

 

Zorunda hissediş değerlerimizi, zenginliklerimizi , özümü yoksullaştırmıyor mu

 

BEKLENTİ’lerimizi hakikat düzlemine oturtmalıyız.ki beynimizi ,kalbimizi ,bedenimizi yormalıyız.

 

İçimizdeki çatışmaya kızmanın bir anlamı yok önemli olan onu anlamaya gayret etmek ve içimizdeki tevhide ulaşmak

 

Hiçbir kimsenin ve olayın kendi gerçeklerimizi örtmesine izin vermeyiz

 

Suçluluk psikolojisi şeytanın zehirli oku değil midir kalbe saplanan

 

Ölgün bir şekilde değil, olgun bir şekilde

Rastgele değil sakin sabırlı ve azimli bir şekilde

Hayatımı şu zamanlarında hislerimle yaşıyorum

 

Bir insanın kendi acziyetini hissetmesi masumluluğu ile baş başa kalması ne güzel

 

Dua etmek-istemek- bilmenin,kavramanın sonucu değil midir

Hiçbir şey bilmiyorum ki nasıl dua edebilirim;?

 

Kirler birikiyor.kalbim örseleniyor ve eziliyor taşlar altında burası hücre.duvarları taş.yapımcısı insan. Teknik bilgiye gerek yok insan zaten ustadır taş yapımında. Vardır insan da bu yetenek

 

 

‘Yeni’lerde arayışımızı sürdürmemiz arayışımıza tazelik getirmiyor mu

Yeniden oluş için;iletişim okyanusunda yüzmem gerekiyor.okumak artık çok sığı geliyor

 

Ölgün bir cumhuriyeti taşıyor benliğim

 

Hamdolsun:aşk’tır hayattır,yaşamdır

 

Sürekli tüketmek.okuyamamak yani üretmemek yani:kısırlık

 

Sorgulama bilinci hayatın ve alışkanlığın akışında eriyip yitmemeli.daima canlı olmalı ve zihnimizde

Günün tesbitlerini kimler yapabilir? Bu soruya an bilincini taşıyanlar diyebiliriz heralde

 

İnsanlar ile sorumlu olarak yaşamayı seçmeliyim her zaman

 

Sen nefsinin kölesi ol, alışkanlıklarını müptelası ol,boşluğunun fahişesi ol, gel bana aşk diye samimiyet diye dava diye tevazu diye yuttur

 

h1

11.

Eylül 28, 2008

 

Hira(arayış)lı zamanlarımız, mekanlarımız olmalı

 

Usuller ise aslına göre olmadığı için estetikten ibaret kalacak

 

Uykudaki insana asıl hayat değil uykuda kalan bir hayat vardır

 

Yasa:bir balık için yaşamın yasası;sudur

Sudan çıktığı an canhıraş çırpınışlardan sonra acıklı bir sahne ile ölür

Peki bir insan için hayatının yaşama yasası nedir?

Kulluktur.Eğer bu olmaz ise tıpkı sudan çıkmış balık gibi anlamsızlığın cenderesinde, canhıraş çırpınışlardan sonra anlamsızlığın toprağına gömülür.tabi yine acıklı bir sahne ile

 

Varlık ,eşya ,insan her şey bir tamlama.hayatı tamlıyan ve tamamlıyan nedir?

Anlamdır.

Anlam nedir?

Kutsal öğretidir

 

Her israf bir sömürüdür diyebilir miyiz?

 

Her an ölümle kalım arasındaki insan için birbirini kırmak, üzmek değer mi? Değersiz mi?

 

İşte yeni bir gün yeni bir sermaye

İşte senin ta kendin

Var veya yoksun kendinde

Bu evrensel zamanlar için önem taşımaz

 

Kopmadı hayat damarından

Sen mi koptun hayatın damarından

Var olmak veya olmamak

İşte bütün düğüm bu sözcükte

 

İnsanı bulutlar kapatmamalı

Umutlar sarmalı benliğini

İnsan murat etmeli

 

İnsan hiç yitirmemelidir içindeki güneşi

 

İnsan aynı filmi izlememelidir

İnsana yakışan terakki etmesi ve direnmesidir

 

Kendini kendi ellerinle boğuyorsun

Ve nefes alamamaktan şikayet ediyorsun

Kendi ellerlini kendi boynundan çek

Kendinin cellatı olma

 

Kalp boş bir kap

Ne koyacaksın içine

 

Özüne sahip oldukça gürlemelisin

 

Hayata karşı zar atmak avutmaktır kendini

 

Saffet yüklü çocuklar.çocuklardan çok şey öğreniyorum.onlarda benim öğretmenim.kalbimin öğreticisi çocuklar

 

Seni seviyorum sevgilim: Anlam

h1

5.

Temmuz 7, 2008

 

 

yaptım demek ayrı
yapmalı demek ayrı
yaptım dersek örneklik ifade ederiz
yapmalı dersek bir sorumluluktan bahsederiz
yapmalı derken yaptığınızı değil yapmak istediğinizi kastedersiniz ama
tabiki samimiyet ayrı bir şey
o zaten olmassa
insanlığımız tehlikeye düşer
gönülde ne varsa elde de o oluyor

 

pozitif veya negatif kavramlarından ziyade
bence olduğu gibi görme kavramlarını kullanmamız bizim için daha faydalı
olacağını düşünüyorum
olduğu gibi görebilirsek değerlendirebilirsek
daha anlamlı yaklaşabiliriz olaylara

“bir doğru öbür yanlışa götürmemeli” bu kuraldır
işte burda objektif bakabilmek ;olgun olmakla eş değer
zaten zannımca objektif olmak olgun olmak demek
teselli etmek bence arabaya benzin koymak gibibenzin bitti mi,yine kalırsınama gerçekleri olduğu gibi değerlendirmekbize anlamlı bir bakış sağlayacaktır

peygamberimizin bir duası var

“Allahım bana eşyayı olduğu gibi göster”
olduğu gibi bakabilirsek her şeye o zaman anlamlandırma sürecimiz daha
sağlıklı işleyecektir

 

 

 

insan tabiatında

zor olan kolaya evriliyor/kolay olan zor olana evriliyor
 

insan an da yaşar

an bilinçi bir olgu olmalı insan için
geçmiş ve geleceği değerlendiren insan anı algılar ve  yaşar
bu bir bağımlılık değil, değerlendiriştir
işte burda hayata baktığımız parametreler önemli

geçmiş ve gelecek anı öldürüyorsa burada hayata ölü bir bakış var demektir
çünki asıl hayat “an” dır

 yaşama haksızlık, varoluşunuza saygısızlık etmemek gerekiyor

 

öz çok önemli
özü bilmeyen bir insan nasıl özgür olabilir
özünü-gürleştirebilir

 

 

 kafamızdaki düşünme ölçüleri yanlış
 ölçüler yanlış olunca haliyle ölçümlerde yanlış oluyor
 bundan dolayı iyi irdelemek gerekiyor
 düşünürken kullandığımız veriler malzemeler ne kadar sağlıklı

 bu çok önemli bir olgu

 altın terazisiyle şeker çekemeyiz
 şeker terazisiyle de altın tartamayız

 

 

 hayat boş
 amaç ve insan ile anlam kazanıyor, zenginleşiyor
 burda amacı sorgulayıp insan ile paylaşmak gerekiyor
 eylem var felsefe yok
 bu insan değil
 önce felsefe
 sonra eylem
 bir insanı aç yerde kıvranırken düşünebiliyorum
 normal ;açtır kıvranıyordur
 ama bir insanı felsefesiz düşünemiyorum

 yani eylem insan demek değil
 insan öncelikle felsefe demek
 sonra eylem diye düşünüyorum
 bu anlamda
 amaç kavramı karşımıza çıkıyor
 bunu iyi sorgulamalıyız
 amaç ne?
 öncelikle bunu aşmak gerekiyor

 yaşamam için bir sebebim olmalı
 amacım olmalı
 yaşama sebebim beni eyleme yönlendirmeli
 türk insanı eylemi çok seviyor

 yapacak bir şeyler
 ama niçin?
 bu soru  algılaması zayıf
 veya biraz daha deşifre edelim
 insan nedir?
 bunu tanımlamak gerekiyor
 sonuçta insanız
 kendimize ait bir tanımımız olmalı ki
 genel tanımlar önemli değil
 birey olarak yaşıyoruz kendimizi
 önemli olan sizin kendi tanımlarınız
 yoksa bir toplum değil,sürü olurduk
 toplumu, geneli bireyler oluşturur
 ve bir mozaik çıkar ortaya
 zenginlikte paylaşımda bu mozaiktedir

 

 

 önemli olan parçaları bütünde ait oldukları yere koymak
 ve mesele;
 ne sadece parçayı ne de sadece bütünü algılamak
 mesele parçaları bütünde ait oldukları yerlerine koymaya çalışmak
 insanın en ciddi sorumluluğu da bu olsa gerek

 

 

önce Işık tanımlanmalı
sonra ışın yayımladığı aydınlık

 

 bakışı diri tutabilmek gerekiyor
 abartmadan, acı edebiyatı yapmadan
 zorluğu zırvalığa dönüştürmeden

 

özneyiz biz
bu “özne” “olmak”tan sorumluyuz

 

 

askede de vardı bir arkadaşım
 tam bir acı küpü
 sanki acı fışkırıyor her yerinden
 bende acı sandığı çıbanlarını patlattım
 ne varsa aktı bir müddet
 sonra rahatladı kendimi seviyorum demeye başladı

 

 insanın kendi ayakları üzerinde durması ,kendini sevme felsefesi
 hayata insanlar ile değil değerler ile bağlanması anlamında ulaşmaya
 çalıştığı kişilik önemli

h1

4.

Temmuz 7, 2008

 

4.

paket yaşamlar sunuluyor
bak herkes bunu yapıyor
sende yap
şu ünlü şöyle yapmış
şöyle bir yaşam sürüyormuş
bana ne

ama düşünme melekelerinin yitirildiği bir ortam
dayatılan bir model var türk insanın önünde

modern bir dayatmalar var
bak bir çok kadınla beraber olursan farklı olur,değişik olur
veya bugün kafayı demleyelim
fransız şarabı içelim
yani önümüze bir yaşam konuluyor değerlerimize aykırı bir yaşam:
ama önemli değil
herkes inandığı gibi yaşar sonuçta

 

düşünmemiz gerekiyor
rabbimizin bizimle olan ilk diyoluğu:
 ”ikra”
düşün diyor
insan olmak düşünmekle  başlıyor
eylemi var felsefesi yok

 bu insan olamaz

 

 

işte sorunumuzda bu bakışta
genelde şaşı bakıyoruz hayata
Allah sizi sevmiş,size değer vermiş varoluşa getirmiş
siz kendinize bu değeri vermelisiniz
bu değeri vermesseniz
birilerinin değer vermesini beklersiniz

bakın bir insan değersizse
ve siz ona değer veriyorsanız
değerleri karıştırıyorsunuz demek

değeri yoksa siz değer versenizde değerlenmez
burda küçümseme anlamında söylemiyorum
biz insanlığa en çok değeri veren
bir dinin mensuplarıyız
biri kendi değersizliğini ortaya koymuş ise bu sizi değersizleştirmemeli:

ama birilerinin değeri bizi değersizleştiriyorsa kendi değerimizde bir sorun var demektir
sorun karşı da değil
kendimiz de

farkında olmak:
ayırdına varmak

 

 

varoluşu hayatı yaşamı
neye bağlamalıyız

?
işte iman burda başlıyor
eğer Allah’a değilde diğer varlıklara bağlarsak
işte bu bağladığımız düğümler bizi boğuyor
bazen bir musibet bin nasihattan yeğmiş

 

şunu anlamıyorum

“onsuz yaşayamam”
ya sen onsuz yaşamıyorsan zaten yaşamıyorsundur
zaten senin hayatın “o” dur
sen yoksundur

farkında olmakla insan olmak aslında eşdeğer:
diğer varlıklar farkında olmuyor

öyle insanlar tanıyorum
sanki sabahı olmayacak mış gibi
hayatı değerlendiriyorlar
ama sabah oluyor
çünki varoluşun gereği bu
siz diyorsunuz şimdi herşeyi sende çok basitleştirdin:
yaşanan yoğunluklar basit değildir kesinlikle ama bu gerçekleri de
abartmadığımız anlamına gelmiyor
ama şu da bir gerçek
eğer biz kendimizi geliştirdikçe
hayal dünyamız daha bir genişliyor

“kim nefsini temizlerse kurtuluşa ermiştir” diyor ayette
yani biz nefsimizi aklımızı kalbimizi çarpık anlayışlardan hasletlerden
temizledikçe  dar dünyamız genişliyor 

sevmemiz gerekiyor insanı
bizim öğretimiz böyle
insanı gerçekten sevmemiz gerekiyor
ama kalbimiz o kadar katılaşmış ki
kaç kişiyi gerçekten sevebiliyoruz?:
sevmek deyince

genelde

karşı cinsler arası ülfet gelmemeli
sevgi bir varoluştur
ama bizim çorak kalblerimiz galiba çok müsait değil buna
biz öyle sınırlandırmışız ki herşeyi
herşeyi belli kalıplara hapsetmişin

h1

3.

Temmuz 7, 2008

 

 

İnsan duygusal olarak akla aykırı bir konumda olabiliyor
aklı ile duyguları uyum zorluğu yaşayabiliyor
esasen bu uyum zorluğu tabiatımızda var
önemli olan kendimizi anlamlandırmak
belli gerilimler arasında yaşıyoruz
NASIL sorusuna cevap vermek için ASIL nedir?
bunu iyi cevaplandırmak gerekiyor
 
sürekli aynı halde kalamıyoruz
sürekli neşeli veya hüzünlü olamıyoruz

sürekli karamsar veya sürekli umutvar

 

 

Gençlik hız demektir
karmaşa demektir
delilikten bir şubedir gençlik
hızı kesemessiniz
sorunda buradadır zaten
her şey çok yoğun yaşanır
kendimize  karamsar bir kişilik çıkartmamız hata

ve duygularımıza yenilmemiz demek olur

müzik dinlemek çok kolaydır
damardan bir şarkı vermek
beyni dumura uğratmak
aklı iptal etmek çok kolay ve zevklidir
ama önemli olan aklı elde tutmaktır
aklı ve kalbi elimize almaktır
ne duyarsız bir hayvan gibi
ne kendini koyuna çeviren bir mantık gibi
insan olabilmek mesele

hepsini herbirimiz yaşıyoruz ve yaşayacağız
bunu benimsemek;benim-sevmek gerekiyor
umut,karamsarlık,korku,hüzün,neşe her zaman için olacak
robot değiliz, insanız

mutluluk bir hoşnut olma hali değil midir?
yoksa bir ömür boyu mutluluk,

sürekli maksimum neşeli olma tabiatımıza ters
mutluluk dediğiniz hadise
insanların gerilimleri yaşamaması değildir
kiminle konuşursanız konuşun
her insan bireyinin kendine göre
kullanılan tabirle sorunları, sıkıntıları vardır

herkes kendi içinde fırtınalar yaşar
şimdi burda demek istediğim
sorunları kendi özelimizde tekelleştirmemek
yani genel düşünmeye çalışmak

nasıl’ı asıl‘la çözmeye çalışmak

insan ölüme kadar bir  formatla yaşar
işte bunun için asıllarla düşünmek gerekiyor
yoksa ölçülerimiz yanlış  olur ve
yanlış ölçümler yaparız
insan için değişmeyen bir şey yoktur
mutluluk denilen hadise değişmemekse kim mutlu?
sürekli aynı halde kalmak ise
sürekli aynı yoğunlukları yaşayabilmek ise
kim mutlu olabilir ki?

Kimse

 

Genel bir çerceve  çizmeye çalışıyorum
her zaman bu çerceve sizin karşınıza çıkacak
Ve kendi fotoğrafınızı çekeceksiniz insan çercevesinin içinde

 

insanı;kendi tabiatımızı içselleştirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum
insanı içselleştirdiğimiz benimsediğimiz ,benim-sevdiğimiz an
benliğimizi,kişiliğimizi geliştirme imkanına daha hızlı

kavuşacağız diye düşünüyorum

gelişmek istiyorsak aslında kendi bencilliğimizi önlemek,
kendimizi önemsememek gerekiyor belki de

 

h1

2.

Temmuz 7, 2008

2.

 

 

iyi ve kötü olmak
neye göre nasıl?
bir süreçmidir acaba insanda
gelecek gündeminiz nedir
yarına ait kaygınız ve beklentiniz

yarın olmaz ise bugünde olmaz

ve geçmiş te anlamsızlaşır

 

 

insan kendine sürekli içerden bakınca:
bir noktandan sonra
bakışı körelebiliyor
bir göz hastalığına yakalanabiliyor
yakını görmede zorlanıyor buğulaşıyor bakış
içerden ve dışardan
beraber bakmak gerekiyor anlamlı bir bütüne ulaşmak için

 

 


gerilimli bir yapısı var  insanın
gerilimi/sinir uçlarına fazla dokunmamak gerekiyor

insan sınırlı sürelerle ikame ettirini hayatını
yani bu değişmez bir yasadır
iyi olma ve kötü olma mutlak değildir

bu sürekli değişen ve dönüşen bir yapı seyreder

insan kendini bırakmadığı sürece insanı hiç bir şey tam anlamıyla bırakmaz:
ama insan zedelenebilir
geçer, deler de geçer
ama insan kendini onare edebilecek yapıda
istemek önemli burda
neyi istediğimize soru işareti koymak
ve anlamlandırmak soru işaretini

 

bunun içindesiniz ama dışına çıkmaya zorluyorsunuz:
bu paylaşıma dönüşmesi gereken yaşanılası bir alan

ve temelinde sevinç olması gerekiyor
yıpranmak çoğu zaman gereksiz birer hikayeye dönüşüyor içimizde

 


değişim insan için yararlı oluyor
mekanı değiştirmek arada faydalı oluyor

ama yine fayda nazarından bakmamak lazım
doğal düşünmek ve doğal olmak gerekiyor
hangi nazardan bakarsak onu bekliyoruz
bu bekleyişte normal bakışımızı köreltebiliyor
şu bir gerçek insan herzaman ‘ol’uyor
her an bir oluş halindeyiz
aldığımız her nefes ile kendimizi yapıyoruz

insan kendini cam gibi göremez
bu yetkinliğe sahip değiliz:
hele bizim gibi kirlenmenin yüksek dozda olduğu bir çağda
bu imkansız
burda önemli olan yakınlaşmaktır
tatmin noktası yoktur insan için
tatmin olabilmek olgusu yok:
bunun farkında olmak gerekiyor diye düşünüyorum

aslında insan;arayan demek

adem kökü itibari ile yokluk anlamına geldiği gibi
insan eksik olduğu için
arıyor süreki
bu dünyadaki yolculuğu da bir arayış seferi olarak adlandırabiliriz
ve bir türlü tam olamıyor
/olmayacakta

 

 

 

gözlerim sadece çoğu zaman
bekletirim düşüncelerimi, duygusal yoğunluklarımı
demlenmesini beklerim konuşmak anlamlandırmak için
kendim adına iyi bir yöntem olduğunu düşünüyorum
çünkü halin içinden değerlendirme yapmak
insanın ateşi ile eritebiliyor doğruları
şarteli yukarıya çekmek lazım
trafolar bu görevi görür
trafolar olmaza bütün
elektirik sistemleri patlar
normal gerilim yüksektir
trofalar bunu uygun hale getirerek dağıtım yapar
aklımız düşüncelerimiz için kalbimiz de duygusal yoğunluğumuz için trafo
görevi görüyor
bunları kullanmak lazım
futursuzca dağıtmamak lazım elektiriktiği

sorun’u yok etmeye çalışan bir insan aslında kendini yok etmek istiyor
demektir
çünkü sorun bitmez değişir
ama insanlar ne istiyor biliyormusun
insanlar tanrı olmak istiyor
mutlak olmak istiyor
sınırsız olmak istiyor
engelsiz/sorunsuz olmak istiyor
ama insan fani bir kul olduğunu kabullenmek istemiyor

h1

1.

Temmuz 7, 2008

 

Herkes kendi öyküsünü yaşamak için geldi

zaten bu anlam bütün anlamları kuşatır

ve her şeyi anlamlı kılar

hayat bir varoluşa oturur

kendi gerçeğini bulur

 

Sürekli hareket halindeyiz

her şey olarak böyle

yaratılışın özünde bu var

statik olan bir şey yoktur

ama kendinizi dinlemek

kendi dünyanızla başbaşa kalmak

kendinize ait bir dünya kurmak

bir insan için çok önemli

insan zaman zaman bunu yapmalı diye düşünüyorum

 

 

Aslında hepimiz, her insan teki yaşıyor bunu
bir dönem çok karanlık oluyor
bana tek benmişim gibi gelirdi
sabah olur mu diyorsunuz
ölümle sevişiyorsunuz
intihar tetiklemeli yaşıyorsunuz
ölmelinin tadını çıkarıyorsunuz
zannederim bu geçici bir dönem oluyor
insanın hayatındaki/tabiatındaki her şey geçici bir karaktere sahip

 

 

Bir insanı aç yerde kıvranırken düşünebiliyorum:
ama felsefesiz düşünemiyorum

aklım almıyor

insanların felsefeleri yok olmuş
yaşam biyolojikleşmiş

 

Geçmişin bugüne etkisi muhakkak var ama
asıl etken bugün bizim ciddi anlamlı gündemlerimizin olmayışı

yarın düşüncenizin olmaması

bugüne boşluk olarak düşüyor

insanı belirleyen yarındır

dün de takılmak:
bir avuntu olma ihtimali çok yüksek
yarın dünü onore eder
bu işleyiş olarak böyledir
ama yarın yok ise dün kronik bir vakıaya dönüşür insanda

geçmişimiz bize etki edebilir ama asıl bize etki eden

geleceğe bakışımız.Geleceği nasıl görürsek yaşadığımız zaman

diliminde bu ruh haline bürünüyoruz

 

 

 

İrademizi yapabilme olanağımızı görmemiz gerekiyor
çoğumuz kendi zindanlarımızı kendimiz kuruyoruz
ve hapsediyoruz kendimizi

hayat bizim
varoluş bizim

 

İnsan olmaya çalışmak bütün mesele bence bu
aklımızı ve kalbimizi
kullanmaya çalışmak
kendi gerçeklerimizi anlamaya çalışmak
hayata ve insana hangi pencereden bakıyorsak ordan görüyoruz kendimizi

 

 

Hassas olmak çok güzel
ama ayrımı iyi yapmak lazım
hassas olmak ile hasta olmak ayrı şeyler
hastalık hassaslığa engel
çünkü hastalık hali
olmaman gereken bir hal üzerinde bulunmaktır

 

Sorun olacak ki
insan olacak değil mi
yeter ki sorunlarımızı abartmayalım
sorunlarımızı sorunsallaştırmayalım