‘HAL İLMİ’ Kategorisi için Arşiv

h1

ANTİBİYOTİKLER(sorun’a sorular)

Temmuz 9, 2008

 

 

 

YATAK

-sizin için hep aynı dozajda antibiyotikler-

 

Herşeyi baştan konuşalım en başından,başlangıcından, problemlerimizin yatağına inelim.

Ve şu sorulardan başlayalım hastalıklarımızın teşhisine ;sizin derdiniz nedir dostlar hayatta?Neyi umursarsınız? Neyi umursamazsınız , hayatta neyi pas geçemem neleri pas geçmeliyim diyorsunuz?Kendinizi nereye oturtuyor ve layık görüyorsunuz, neyi düşlüyorsunuz en çok.Kalbiniz kimin mekanında ,neleri olmazsa olmaz neleri olursa olur kabul ediyorsunuz?Sizi hayata bağlayan can damarınız nedir?Can damarınıza kan gönderiyor musunuz? Hangi geminin kaptanlığını yapıyorsunuz?Hangi balıkları tutmaya çalışıp,hangilerini silkeleyip atıveriyorsunuz?Hangi dümeni kullanıyorsunuz kaptanlığınızda?Hangi adaya doğru sürüyorsunuz geminizi kaptanca

Hangi limana yaklaştıracaksınız geminizi?O limanda kimler bekliyor,neler bekliyor sizi?Yaşınız 100 bulup o zamana kadar yaşasaydınız hayatın ne anlamı kalırdı sizin için?Nelerden tat almayı düşünürdünüz?Kimlerin şefkatle kucaklamasını beklerdiniz?düşleriniz ne olurdu?

 

 İşte beraber olduğum hayat arkadaşlarım:Sizin için kullanabileceğiniz hep aynı dozajda kanserden daha ölümcül ,ölümle kalım arasındaki hastalığı bulup tedavisini yapan,yaranıza tuz dökmüş gibi yakan antibiyotikler.İyileşmesi veya kötürümleşmesi sizin hastalığınızın teşhisinin ne olduğuna bağlı olan ve sizin hastalığınıza karşı duyarlılığınızla sonuç verecek olan hastalığınız.

 

h1

HAL

Temmuz 9, 2008

Anlam hal üzredir.Anlam bizim için halimizin dışında bulunmaz.Terakki hal üzre olabildiğimiz sürece olabilir.Düşünce ve duygularımızda ancak hal üzre olduğumuz sürece derunileşme ve terakki söz konusu olabilir. Hazırcılık , peşincilik, yaşanmamış tecrübeler hal üzre olmayı tehdit eden hastalıklardır.Hal üzre olmak gayret işidir,çaba işidir.Düşünceler, umutlar, sevgiler aşklar hal üzre anlamını bulur.Yoksa sadece zihin jimlastiğinden ibaret kalır.Hangi hal üzre bulunuyorsak o, halin düşüncesini duygusunu ve davranışını taşıyoruzdur.Bunun için hal eşittir sen diye formule edebiliriz bunu..Halimiz ne kadar fıtrat üzre ise düşüncelerimiz ,davranışlarımızda o kadar güzel olur.Hal’de ilerlemeye çalışmak aynı zamanda bize düşünce,duygu ve davranışlarımızda netleşmeyi,ilerlemeyi beraberinde getirecektir.

 

Gerçektende hangi hal üzre bulunduğumuz, bulunmamız gerektiği  çok önemli doğruyu tesbit etmemiz açısından.

Balık baştan kokarmış eğer halimiz baştan düzgün değilse,halimizde sekteler var ise, yaşantımızda da o kadar düzensizlik,karmaşıklık vardır ve  halin kasvetini üzerimizde bulunduruyoruz demektir.

Hal kaybetmenin ve kazanmanın anahtarıdır.Bundan dolayı halde olmamak ve olmak diye iki şık var önümüzde .Halimizi tesbit etme noktasına gelince bunun en iyi şekilde -tabi bir açıdan bu –halimizle halvet içinde bulunarak yapabiliriz diye düşünüyorum.Halimizi tesbit edebilme açısından bazı işaretleri yakalamak imkanı elimize geçer.Bu işaretleri bulup bulmamız halvetin boyutlarına,içeriğine,mantığına göre değişir.Çünkü ‘hayat nazariyeden ibarettir’ diye bir söz vardır.Bu söz açıklar olsa gerek halvet durumunu…

 

Kendimiz dışındaki insanlar; arkadaşlarımız, çevremiz, ailemiz… bize kendi halimizi tesbit etme noktasında kendi anlamlarından bazı işaretleri hatırlatabilirler,uyarabilirler.Bizde ne olduğumuzu neyi kaybettiğimizi hatırlarız ama bulmak yine kendi işimizdir.Aramamız gerekir,aramakta kendimizden kaynaklanan bir eylem olacaktır

 

h1

Temmuz 7, 2008

GEZGİN İNSAN

 

 Gezgin insan ve arayışı
Aradığının farkında veya değil
İnsanlar niye gezgin
Hemde hepsi

 

bu ne surat zaman
acelen nereye böyle

 

oyunu nefsine kullanma.
Katledilmiş kavramlar.
Şeytan içimde avazı çıkabildiği kadar bağırarak konuşuyor ona kulak asmamalıyım.
Bu boğuk gürültü beni mahvediyor.
Makinenın sesi insanların sesinden çok çıkıyor ve insanların sesini bastırıyor.
İlmihal;hal ilmi
.
Üfledik nefeslerimizi balona .balon şişti ve ne görkem bir görsen.lakin ben korkuyorum balon ufak bir değintide patlayabilir ve bütün nefesler havada kalabilir.
Her şey bende başlıyor bende bitiyor.

 

Kafam sürekli dumura uğruyor ağlamak ne kadar kolay ve gösterişli.
Çok saçma bişey ya oturup kalemi eline,başını kalemin ucuna takıp yazmak;çift mi sürüyosun?
Vahiyden öte hangi anlayış ve söze ulaşabiliriz ki.
Gizemliliğimiz balonu şişirmekten ve soru işaretlerin çoğaltmaktan başka ne işe yaradı.bir de içi boşsa gizemliliğin.
Paylaşmayı unuttuk ve gururla övünçle karıştırdık.
Sorumluluklarımızla sorunlarımız arasına büyük mesafeler koymamalı.

 

TREN

 

Yolculuk .kime?dosta .öyleyse kutlu bir seferdir bu.
Bu gürültü çıkarıp homurdayan tren nereye götürüyor beni?ya bu tren raylarından çıkarsa.yolculuktaki müthiş öz:okuyuş.darlık, sıkıntı,kabızlık:okuyamamak.
Bir an geldi sokuldu karanlık.gördümki tüneldeyiz.ne zaman çıktık tünelden ışıdı bize aydınlık.

 

Gençlik;.toplumun nabzı,geleceğin tohumu.aşkın mayası.

 

HASTAHANE
Ve birde İNSAN’sız.

 

Anlatamak için kelimelere ihtiyacımız var.kelimeleri kendimiz doğurabiliryorsak ne ala.doğuramıyorsak okumak gerek.kavramak için ise hal üzre okumak gerek.

 

Kapının kilidini açmadıktan sonra içeriye giremezsin

 

GÜNEŞ

 

Güneş,bulutların ardında sırıtıyor gibi
Güneş,bulutların ardından seyrediyor gibi
Güneş,yüklü bulutlar
Ahh şu sis olmasa
Güneş,bulutları yavaş yavaş sarıyor gibi
Güneş,gülümsedi
Dağın yanağı gamzelendi.
Güneş bulutları delmiş ortasından uzatıyor bakışlarını….

 

Mekanı önemsemiyorum kişileri ve azmini önemsiyorum.

 

YÜK

 

Omuzlarda olan ne ?
Şehrin yükümü?
Şehrin yükü.

 

İçi boş tutuculuk hem tutkunluğu hemde tutarsızlığı doğuruyor.

 

AŞK

 

Aşk zaman ve mekan tanımaz
Soluğu İnsandadır İNSAN’da.

 

İnsanın kendine yönelme kendini bulma çabası, sorumluluklarını unutmayı doğuruyorsa bu doğumda çocuk hep düşük olmuyor mu?

 

Biz davayı kucaklamıyoruz
Davayı yaşatıyoruz