‘OKUMA NOTLARI’ Kategorisi için Arşiv

h1

OKUMA NOTLARI

Temmuz 7, 2008

BİZ HANGİ DÜNYADA YAŞIYORUZ ?

Öyle insanlar tanırız ki dünyaları yaşadıkları mahallenin
sınırlarını aşamaz.

Her birimiz kendimiz için kurup düzenlediğimiz bir dünyada
yaşıyoruz.herkes de kendisi için kurup çattığı ve içinde yaşadığı dünyanın
niteliğine göre diğerinden farklı,başka bir insandır.insanlar arasındaki
farklılıklar,görüş ayrılıkları yaşadıkları dünyaların
farklılıklarındandır.belki insanların sayınsınca evren vardır.hayatımızın
başımızdan geçen maceraların bir toplamıdır ve ömrün nicelik açısından eşitliği
nitelik açısından da eşitliği demek olmaz.yine bunun gibi
yeryüzündeki benzer coğrafi özellikler,hepimiz bu dünyada
yaşadığımız için evrenlerimiz de aynı olduğu,hepimizin aynı evrende
yaşadığı sanı ve yanılgısına bizi iletmemelidir .evrenlerimiz
farklıdır,evren sayısı insanların sayısıncadır(adem kadar alem
vardır).

Bu açıdan herkesin evreninin boyutları,onun hayatının,yaşam
biçiminin boyutlarına eşittir.”her insanın evreninin sınırları
yaşayabildiği yere kadardır”

Biz hangi evren de yaşıyoruz? Hayatımız, yaşantımız,evrenimizi
belirleyecektir.

Tolstoy’un deyişi ile:inanç;kendisi ile yaşadığımız şey
demektir.oysa bir şeyin varlığını bilmek,o şeyin kişinin evrenine girmiş
olmasını başlı başına gerektirmez.

İnsanlar içinde yaşadıkları evren türüne göre,ifade etmek
istediklerini dile getirmek için bir dil seçerler.böylece her kişinin
beyanı,ifadesi,onun evreninin göstergesidir,hangi dünyada yaşadığını
açıklar.

Abdüklerim Surüş

SUÇLU

Evvel zaman içinde, adları
Everybody(Herkes),Somebody(Birileri),Nobody(Hiçkimse) ve
Anybody(Herkimolsa)olan dört kardeş varmış…Yapılacak önemli bir iş
çıktığında en büyük kardeş herkes işi bir küçüğünün,birileri’nin
yapacağından hiç şüphe etmezmiş.Aslında işi herkimolsa da yapabilecekken
hiçkimse elini sürmezmiş..Hiçkimse elini sürmeyincede herkes çok fena
kızarmış,çünki iş aslında herkes’in işi imiş…Herkes düşünmüş ki birileri
işi nasıl olsa yapacaktır.Ama Hiçkimse kendisinin yapabileceğini aklına
bile getirmezmiş…sonunda ne olmuş,biliyormusunuz herkimolsa’nın
başlangıçta kolaylıkla yapabileceği işi hiçkimsenin yapmadığını görünce,
en büyük ağabey herkes, suçlayarak birileri’ni yakalayıp bir güzel
azarlamış!…

 

BİLGE İLE KÖPEK

Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin
devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini
çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki
yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır.
Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi
yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür:

-Benim bundan öğrendiğimm şu oldu,der.

-Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde
büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu
aşarsa, istediklerini elde edebilir.

Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı
olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir
köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden ne varsa paylaş,
senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için…

 

NİYAZ-İ MİSRİ ŞERHLERİNDEN

 

Birer hale cihanın halkı bir bir razı oldular
Benim bir hale meylim yok Hakk’ın bilmem nesiyim ben

Kimi servete kimi evla ü iyale kimi bag u bostana kimi zinet ü ihtişama kimi şeytani, nefsani hevesata kimi ilm-i zahir iktisabiyle şöhret ü şana tabi olan halk, tabiat-ı beşeriyyeleri muktezası mübtela oldukları hallerden memnundurlar.Ondan mufarakate meyilleri yoktur.Halbuki halkın bu inhimakı hep serhoşluk eseridir.Her birinin meşrebi kendi hicabıdır.İşte o kimseler gafildir.Pişgah-i amalinde mesleğinin ilerisini elde etmek hırsı vardır.ilerisine nail olur başka bir gaflet ve müstağrak-ı hicab olanlar böyle gelir , böyle gider.Mesela biri hane mübtelası olur,yaptırır,içine girer,daha büyük olsun diye onun peşine düşer.Birini sever, vuslat olursa hevesi geçer, “Bu da değilmiş” der.Bir aradığı var o da seray-ı hidayette,miftahı ise Hadi-i mutlaktadır.Eğer mazhar-ı hidayet olursa kabiliyyet-i ezeliyye onu gülşen-seray-ı hakikat yoluna çevirir,ona bir refik-i rehnuma ihsan eder, nail-i vuslat olur… Niyaz-i misri şerhlerinden